You are hereRİSALE_İ NUR’DAN KELİMELER CÜMLELER ( 2 CİLT TAKIM )
RİSALE_İ NUR’DAN KELİMELER CÜMLELER ( 2 CİLT TAKIM )
Kitaplar, Risale-i Nur'un temel meselelerini anlatma gayreti ile yazılar yazan Prof. Dr. Alaaddin Başar'ın,
Zafer dergisindeki yazılarının derlenmesi ile hazırlanmıştır.
Bu kitaplar özellikle Risale-i Nur'u,
daha iyi anlamak arzusu duyan genç okurları tarafından
büyük bir ilgi ve alâka ile karşılanmıştır.
Risale-i Nur'dan Kelimeler-Cümleler adı altında
iki büyük ciltte toplanmış olan bu kitaplar
okuyucu tarafından daha iyi anlaşılması için:
konu ve kelimelerine göre sıralayıp,
aranan konunun daha rahat bulunabilmesi için,
kitapların başına bir de "konu ve kelime fihristi" konulmuştur.
İki cilt halinde hazırlanan ve bin sayfayı aşan
Risale-i Nur'lardaki en temel meselelerin anlaşılması yolunda yapılmış, kapsamlı ve geniş içerikli
bir kaynak eser niteliğindedir.
Risale-i Nur'dan Kelimeler Cümleler 2 Cilt | Alaaddin Başar | Zafer Yayınları
kelimeler cümleler-1 504 sayfa isbn: 978-975-261-119-1
kelimeler cümleler-2 488 sayfa isbn: 978-975-261-120-6
Kitaplar, Risale-i Nur'un temel meselelerini anlatma gayreti ile yazılar yazan Prof. Dr. Alaaddin Başar'ın,
Zafer dergisindeki yazılarının derlenmesi ile hazırlanmıştır.
RİSALE_İ NUR’DAN KELİMELER CÜMLELER 1
Bu âlem hakkında yapılmış birbirinden güzel teşbihlerden biri: Kâinat Sarayı.
Bu teşbihde tevhid vardır.
Bir sarayda iki sultan olmaz.
Sarayın tabanı başkasının, tavanı başkasının olmaz.
Dış duvarlar sultanın, iç bölmeler vezirin olmaz.
Saray ve sultan bir olunca artık ondaki eşyaları
başkasına veremez,
başkasından bilemezsiniz.
Bu kâinat sarayının halıları, lâmbaları ve diğer eşyaları
bir başka âlemden getirilip de buraya monte edilmiş değiller.
Saraydaki her şey ve en önemlisi her misafir, saraydan doğuyor.
Bir çiçeğe bakalım:
Topraktan güneşe kadar sarayın her şeyinin
onda bir hissesi vardır.
İnsan bedenine nazar edelim:
Bu sarayın temel taşları olan elementler onda da mevcut.
Dağlar ovalara birer koltuk gibi kurulmuş.
Ama başka bir yerden getirilerek değil
ovanın içinde yükselerek.
Meyveler dallara tutunmuş.
Başka bir beldeden ithal edilerek değil,
ağacın içinden çıkarılarak.
Yavru, annenin kucağına oturmuş.
Bir başka ülkeden gelerek değil, onun rahminde büyüyerek...
***
RİSALE_İ NUR’DAN KELİMELER CÜMLELER 2
Kaba, sert bir ağacın,
narin ve nazik bir meyve vermesi gibi,
bu haşmetli ve cansız âlemden kendisine pek de benzemeyen
bir varlık süzülmüş: İnsan...
Güneş yakarken o yanmış,
rüzgâr eserken o nefes almış,
ırmaklar akarken o kanmış,
toprak mahsul verirken o tüketmiş...
Ağacı cansız iken o canlı olmuş,
âlem görüp işitmezken o görücü ve işitici kılınmış...
Artık bu üstün meyve,
kâinat ağacının gözü kulağı kesilmiş.
Bu şerefli rütbe ile birlikte
büyük de bir mes'uliyet yüklenmiş.
O, neye hizmet etmişse,
kâinat da mânen o işin peşine düşmüş;
o neye kulak vermişse âlem onu dinlemiş ve
o neye bakmışsa bütün hizmetçiler de onu seyre koyulmuşlar...
İşte bu insan meyvesinin şu görünen beden hanesinin ötesinde,
şu âlemi memnun yahut mahzun eden bir efendi mevcut.
Elini dilediği meyveye uzatabiliyor.
Gözlerini arzu ettiği istikamete dikiyor.
Ayaklarını keyfince hareket ettirebiliyor.
İşte bütün bir kâinat ve topyekûn insan bedeni
o efendi için yapılıp çatılmış.
Renkler âlemi onun gözü önünde hazır.
Tadlar âlemi onun diline arzedilmekte.
İlim ve hikmet âlemi onun aklına bakıyor.
Bu beden ve şu kâinat, o ruhun önünde iki sahife gibi.
Dilerse bedeni okur, isterse kâinatı...

